Jiyan Haber

FARC lideri: HDP liderleri de bizimkiler gibi tutuklu, aynı kaderi yaşıyoruz

FARC lideri: HDP liderleri de bizimkiler gibi tutuklu, aynı kaderi yaşıyoruz
1.130 views
04 Haziran 2019 - 13:02

Timochenko lakabıyla bilinen FARC lideri Rodrigo Londono, Kolombiya hükümeti ile imzaladıkları barış antlaşması ve sonrasındaki süreci Artı Gerçek’e değerlendirdi.

Kolombiya hükümeti ile ülkenin en büyük gerilla örgütü Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri (FARC) arasında imzalanan barış antlaşmasının ardından silah bırakan FARC, yasal partiye dönüştü. Resmi kongresini yapıp seçimlere katılarak parlamentoya 5, Senatoya 5 üye yolladı. Örgütün yeni kurduğu siyasi partinin adı, Fuerza Alternativa Revolucionaria del Comun (Toplumun Alternatif Devrimci Gücü kısaltması) ile yine FARC olarak kaldı.

Partinin sembolü beyaz zemin üzerinde bir gül figüründen oluşuyor. FARC lideri Timochenko ‘’Verdiğimiz sözleri tutmamıza rağmen, Kolombiya hükümetinin sorumluluklarını yerine getirmesi ve ülkede gerçek bir barış ortamının sağlanması beklentileri henüz hayata geçmiş değil’’ diyor.

Barış antlaşmasıyla birlikte verilen güvencelerin hala tam anlamıyla yerine getirilmediğini, gerek üst düzey lider kadro, gerek antlaşma gereği sivil yaşama geçen gerillaların, sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin ve sendikacıların hala yaşamlarının ve özgürlüklerinin tehdit altında olduğunu belirten Timochenko, ‘’Hala bu insanlar katlediliyor’’ diyor.

Barış anlaşması sonrası Kolombiya’da yaşanan siyasi süreci ve bu sürecin akibetini sorduk:

– Geçen yıl FARC’ın yöneticilerinden  Santrich’le birlikte Bogota’da 3 arkadaşınız birlikte tutuklanmıştı. O dönemde basında Santrich’in, ABD’nin Kolombiya’daki büyükelçiliğinin isteği ile gözaltına alındığı belirtildi, bu da anlaşmaya aykırı bir durum değil miydi?

FARC Yönetim Kurulu Üyelerinden Jesus Santrich arkadaşımız ABD’nin istemi üzerine evinde gözaltına alındı ve tutuklandı. Seuxis Hernandez Solarte (gerçek ismi) bizim sembol isimlerimizden biri. Santrich’in gözaltına ve tutuklanması anlaşma kurallarına ve maddelerine tamamen aykırıdır. Bunun uyuşturucu gibi bir bahaneyle yapılması hiç kabul edilir bir durum değil. Bu tutuklamanın ABD’nin ülkemizdeki büyükelçiliğinin isteğiyle gerçekleştirildiğine ve hükümetin de boyun eğdiğine bir kez daha tanıklık ettik. Savcılık açık bir şekilde Kolombiya’daki barışın karşısında yer aldı. Gözaltı kararının ülkeyi ziyaret eden Norveç Başbakanı Erna Solberg ile barış antlaşması konusunda bir araya gelmelerinin hemen ardından gerçekleşmesi de çok tuhaftı zaten. Yıllardır bizi uyuşturucu işiyle itham ediyorlar, bununla bizim bir uyuşturucu örgütü olduğumuzu belirterek hem dünya kamuoyunu, hem de halkımızı kandırmak istiyorlar. Kabul edilebilecek bir durum değil bu. Sanırım Kürt örgütleri de ve tüm sol örgütlerde böyle suçlanmışlardır ve suçlanıyorlardır.

–Savcılık bu suçlamayı yaparken dayanağı neydi?

Başsavcı Martinez’in, Jesus Santrich ile yine arkadaşlarımız Marlon Marin, Armando Gomez ve Fabio Simon Yulnez Arboleda gibi önemli isimleri tutuklaması anlaşmaya karşı bayrak açması anlamına geliyor. Başsavcı arkadaşlarımız için “Tutukladıklarımız barış antlaşmasına ihanet etti” diyor ve ‘FARC’ın diğer mensupları ve liderlerinin barış antlaşmasına saygı göstermeleri gerekir’ diyor. Oysa saygı göstermesi gereken kendisidir. FARC, geleceği inşa etmek için sadece sözleri silah olarak kullanmaya olan niyetini tekrar etmektedir. Barış hayali kuran Kolombiya halkı bize güvensin, eninde sonunda sonunda kazanan barış olacaktır.

– Geçen yıl uyuşturucu ithamıyla tutuklanıp cezaevine konulan ve geçirdiği bir yılın ardından Özel Barış Yargısı (JEP) mahkemesince verilen kararla dışarı çıkan fakat birkaç dakika sonra yeni deliller ışığında Başsavcılık tarafından yeniden gözaltına alınan ve iki haftadır nezarethanede tutulan Santrich’in serbest bırakılmasına Yüksek Mahkeme karar verdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yüksek Mahkeme doğru olanı yaptı. Kolombiya Kongresi’ne göndereceğimiz isimler arasında olan arkadaşımız Santrich geçen yıl 9 Nisan’da düzenlenen özel bir operasyonla tutuklanarak La Picota Cezaevi’nde tutuluyordu.

Santrich’in tutuklanması ve süreç sonunda ABD’ye gönderilme ihtimali, barış anlaşmasında tam bir krize yol açtı. Bu nedenle arkadaşımız Ivan Marquez Kolombiya Kongresi’ne girmeyi reddetti. Dikkat edilirse Savcı Martinez’e en çarpıcı destek de yine ABD’den geldi. Bogota’daki ABD’nin Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Martinez için “gerçek bir vatansever” ifadesi kullanılması her şeyi ifade ediyor.

–Marquez bu nedenden dolayı mı parlamento açılışına katılmadı?

Evet. Ivan Marquez, Kongre’ye seçilmesine rağmen örgütün liderlerinden Jesus Santrich ve diğer arkadaşlarımızın hala tutuklu olmasını protesto ettiği için oturuma katılmadı. Kabul edilir bir durum değil çünkü. Aynen Türkiye Parlamentosu ve devlet başkanı demokrasi değerlerini, eşitliği savunan, zulme karşı çıkan HDP’ye nasıl ‘teröristler parlamentoda’ diyorlarsa, bizde de Duque’nin üyesi olduğu sağcı Demokratik Merkez Partisi’nin lideri, eski Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe ve diğerleri aynısını söylüyorlar. Oysa HDP de biz de barışın, demokrasinin, eşitliğin savunucusuyuz. HDP’nin de liderleri içerde, bizimkiler de. Aynı kader yaşatılıyor bize.

–FARC’in lider kadrosundan  Ivan Marquez, Pablo Catatumbo, Carlos Antonio Lozada ve Victoria Sandino ile birlikte senatodasınız. Hükümetle yapılan barış antlaşması dahilinde FARC’ın parlamento ve senatoda 2026 yılına kadar seçim sonuçlarından bağımsız, otomatik olarak 10 sandalyeye sahip olacağı belirtilmişti. Neden böyle bir madde koydunuz ve neden yüzde 0.4 oy oranı aldınız?

Aslında bu konu çok bilinmediği için, bu maddeyi tabanımız olmadığı için koyduğumuzu düşünüyor kamuoyu. Ya da kendimize güvenimiz olmadığına bağlanılıyor. Her ikisi de doğru değil. Silahlı mücadele sürdürmeyle, seçimlerin ne kadar farklı bir şey olduğu gerçeğini iyi görmek gerekiyor. ‘Eğer anlaşmada bu madde olmasaydı FARC, bu sayıyla (5 senatör – 5 parlamenter) mecliste temsil edilemezdi’ tespiti doğru değil. Çünkü Kolombiya seçim sisteminde, yerliler (İndianlar) ile Afro-Kolombiyalıların ayrı kotaları vardır. Yani onlar kendi topluluklarının adayları arasında yapılan bir seçimle geliyorlar ve aldıkları oy oranları farklı. Özellikle yerliler arasında etkin olan FARC’ın bu Afro-Kolombiyalılar ve yerliler için ayrılmış delegeler ile meclise girmeleri söz konusudur.

– Peki bu bölgelerden  yüksek oy oranlarına neden ulaşılmadı ?

Şunu özellikle belirtmeliyim. Verilen garanti, buradaki oy oranımızı azalttı aksine. FARC temsilcileri bu kota ile zaten meclise gireceklerinden dolayı, oylar Yeşiller ve Sol Koalisyon’a yöneldi. Ayrıca senato üye sayısı FARC için artırılmıştı, yani var olan üyeler arasında bir seçim değildi bu. Senato ve parlamentonun çoğunluğunu bir önceki mecliste ya senatör-parlamenter ya da parlamenter-senatör olarak düşünürseniz bunun önemi daha iyi anlaşılabilir. Yani seçmenler bu garanti ile geleneksel seçim tercihlerini değiştirme ihtiyacı duymadılar. Bir diğer önemli neden, son nüfus sayımı eski başkan Uribe zamanında 2005 yılında yapılmıştı. Hala 82 belediyenin 36’sında nüfus ve seçmen sayısı tam olarak belli değil ve buralarda çok büyük düzeylerde seçim yolsuzlukları yapılmaktadır. Bir başka önemli neden ise paramiliter grupların baskıları ve mafya gruplarıyla yapılan toplu anlaşmalarla satılan oylar seçimlerde çok belirleyici. Sadece 20 Mart 2017 ile 20 Ocak 2018 arasında 2 milyon 100 bin insan kimliğini kaybetti.

– Bu ne anlama geliyor ?

Bu şu anlama geliyor. 2 milyon 100 bin oy kullanan kişiye para verilerek oyları satın alındı demek.

–Seçimlerden sonra yayınladığınız deklarasyonda ve üst düzeyde görev almış arkadaşlarınız yaptıkları açıklamalarda, ‘barış içinde mücadeleye’ devam edeceğinizi söylediniz. Ancak hükümete bağlı milislerin silah bırakmış gerillalarınızı öldürmeye devam ettiğini söylediniz. Bu yaptığınız anlaşmayı tehlikeye atmıyor mu ?

Evet, maalesef bunlar hala devam ediyor ve biz bu konularda gereken görüşmeleri yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. En son 6 eski gerillamız öldürüldü ve biz bir açıklama yaptık ve hükümet nezdinde girişimlerde bulunduk. 

–Antlaşmanızda güvenliğinizi hükümetin sağlayacağı maddesi de var. Ama bu maddenin olması sizi sanırım kaygılarınızdan uzaklaştırmadı ve gerillalarınızın sizin güvenliğinizi koruma görevini yapmasını da antlaşmaya koydunuz ve bunu pratikte acil olarak uygulamasını istediniz. Bu nedenle hükümet 240 eski  gerilla arkadaşınızı koruma görevlisi olarak işe aldı. Bu uygulama hala devam etmekte midir ?

Barış müzakerelerini yürüten heyeti, örgütümüzün liderlerinin yaşamlarının risk altında olduğunu belirterek koruma görevlisi olarak sadece tanıdıklarımıza ve güvendiğimiz arkadaşlarımıza güvenebileceğimizi belirttik. Bu isteğimiz temelinde eğitimlerinin ardından silah verilen arkadaşlarımız bu görevi yapıyorlar.

–Peki bunlara bir aylık  veriliyor mu?

Bu arkadaşlarımız asgari ücretin yaklaşık üç katı maaş alıyorlar. Diğer devlet kadrolarında çalışan korumalar da aynı ücreti alıyor çünkü. Bu arkadaşlarımızın görevi, risk altındaki örgüt liderlerini korumak. Sağcı paramiliter gruplar, özellikle üst konumda görev almış arkadaşlarımıza fırsat buldukça saldırı düzenliyorlar. Bu geçmişte de böyle olmuştu. Ancak gerillaların Birleşmiş Milletler’e silahlarını teslim ettikten birkaç ay sonra yeniden silah taşıması sağcı kesim içinde hep gündemde tutuluyor. Aslında gündemde tuttukları bizim güvenliğimizin niye arkadaşlarımız tarafından sağlandığıdır.

–Arkadaşlarınızın ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin can güvenliklerinin olmadığını belirtiyorsunuz, peki antlaşma koşulları neden yerine getirilmiyor?

Özel olarak paramiliter güçleri devreye sokuyorlar, sanki onlardan bağımsızlarmış gibi. Tabii ki bu doğru değil. Biz sonuna kadar barışa bağlı kalacağız, umarım devlet de kalır. Bu tür olaylar her dönem barışın önünde en büyük engeller oldular. Kitlemiz ve sivil toplum yöneticileri önce yazılı olarak, sonra telefonla, ardından motosikletli kişilerce takip ediliyor, evi gözetleniyor, varsa birlikte kaldığı kişiler de tehdit ediliyor. Devlet barış imzalandı diye güvenliği askıya almış durumda, oysa güvenliği bu güçler tehlikeye sokuyor, öldürüyor, kaçırıyor. Sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara verilen korumaları geri çekiyorlar ya da cinayet, yolsuzluk gibi sorunlar nedeniyle işten atılmış ‘güvenlik birimlerinden’ insanları koruma olarak veriyorlar. Paramiliterler ergenlik çağındaki, evsiz ve oldukça yoksul mahallelerde yaşayan ailelerin çocuklarını uyuşturucu satmaları için kaçırıyor, aileleri ile ilişkilerini kesip kabul etmeyenleri öldürdüyor, güvenlik güçleri ise bu çocukların uyuşturucu kullandığını ileri sürerek işin içinden sıyrılıyorlar.

Ortadoğu’daki gelişmeleri, çatışmaları izliyor musunuz?   

Elbette izliyoruz, izliyorum. Özellikle de Kürtlerin mücadelesini, hak arayışlarını yakınen sempati ile izliyorum. Biz her zaman Kürtlerin verdiği mücadeleye hayranlıkla baktık ve büyük sempatimiz vardır ve hep öyle olacaktır. Suriye savaşında radikal dincilere karşı verdikleri olağanüstü mücadeleye yalnız biz değil, bütün dünya saygı duydu. Umarım Kürtler de yakın bir gelecekte barış ve huzura kavuşurlar. 

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

istanbul escort porno izle
adult sex videolezbiyen sexhd pornosikiş izlesikiş izleescort izmirescort bayanlar