Jiyan Haber

YAŞASIN 1 MAYIS İŞÇİ SINIFININ BAYRAMI!

YAŞASIN 1 MAYIS İŞÇİ SINIFININ BAYRAMI!
Mehmet Özcan( eylem99@hotmail.com )
270 views
29 Nisan 2019 - 0:51

Türkiye yıllardan beri süre gelen sendikalar ve devlet arasında 1-Mayıs işçi bayramının, Taksimde yapılıp yapılmaması  konusunda tartışma sürdü! AKP ve MHP faşist iktidarı bir kez daha Taksim alanına izin vermeyerek, Bakirköy’de yapılmasına her yıl olduğu gibi izin verdiler.

18 yaşından bu güne kadar her 1 Mayıs öncesi devleti bir telaş alır devrimci ve Kürd örgütlerine karşı operasyonlar, gözaltılar baskılarla emekçi sınıfları sindirmeye ve 1 Mayıs emekçi bayramına kutlamasını yaptırmamak için çaba gösterdirler!

Şimdi; 65 yaşında oldum. Ve  Türkiye’de değişmeyen demokrasi anlayışı devam ediyor.  Bu ülkede ne Kürt sorunu ne de demokrasi, işçi hakları konusunda adım atmış değiliz.

Demirel’in O, zaman lar biz devrimcilere söylediği sözler aynı devlet anlayışı olarak devam ediyor. ’’Kaldırımlar yürümekle aşınmaz’’ demişti. ’’Devlet güçlüdür, devlete karşı gelinmez’’ demişti aynı anlayışı bu gün de devletin başı Erdoğan ise sokaklara çıkılmasını ve yürünmesini OHAL ile yasaklamaktadır.

İşçi ve emekçi sınıflar Kürt halkı tehdit edilmeye devam ediliyor. 21 yüzyılın Türkiye’sinde tabular da bir değişiklik olmayarak.  Ülkede yaşayan Halklara karşı baskı,terör devlet anlayışında en ufak bir değişime uğramamıştır.

Kürt sorunu aynı, savaş diyorlar başka çözüm önermiyorlar. demokrasi, işçi hakları dahada geriliyerek var olan haklarını bırakın Türkiye’de, dünya da işçi sınıfının haklarını koruması bir mucize oldu.

Şimdi konumuza ve yazımıza konu olan 1. mayıs işçi bayramını anlatmaya devam edelim.

Dünyada işçi sınıfının sendikal örgütlü gücünün zayıfladığı, ekonomik, demokratik haklarının gasp edildiği. İşçisınıfı hareketlerin gerilediği bir günde 1 Mayıs işçi sınıfının mücadele gününün,  tüm dünyada kutlanması anlamlı olduğu kadarda düşündürücüdür.

Çünkü; 18’inci yüzyılın sonlarında, 8. saatlik iş günü mücadelesi 1856’da Avustralya işçi sınıfının örgütlü gücü ile başlayan, 1880 li yıllarda devam ederken,  ABD’de özelliklde  1886’da Chicago’da burjuvazinin sert mücadelesi ile karşılaşan İşçiler 3 mayıs günü düzenlenen Mitingde 6 kişi  öldü.

Bir yıl sonra 1887’de 4 Mayıs’ta düzenlenen Miting’de 4 işçi önderi göstermelik mahkemelerde yargılanarak Kasım ayında idam edildi.

Dünya işçi sınıfının kararlı mücadelesi karşısında burjuvazi işçi sınıfının bu haklı talebini kabul etmek zorunda kalarak 1890’da 1 Mayıs’ı 8 saatlik iş gününü dünya işçi sınıfı tarafından kutlanarak geleceğe dünya işçi sınıfına mücadele tarihi olarak hediye ediyorlardı.

Biz burjuvaziye karşı örgütlü mücadelemizle canımızla, kanımızı dökerek 8 saatlik iş gününü kazandık bundan sonra ki, işçi sınıfının mücadele kavgası hak ve iktidar kavgası olmalı dediler.

Evet dedikleri gibi gerçekleşti 1917’de Ekim devrimi ile dünyada ilk sosyalist işçi sınıfını iktidarı gerçekleşti.

Bir dizi ülkelerde sosyalizmle ideolojileri ile beslenerek ulusal kurtuluş ve Faşizme karşı demokratik devrimler gerçekleşti.

Sosyalist sistem oluştu, en anlamlı 1 Mayıs işçi sınıfının mücadele bayramları o dönemde büyük şölenlere dünyada işçi sınıfının kızıl bayrakları ile dalgalandı.

Emperyalist-Kapitalist sistemin korkulu rüyası olmuştu sosyalist sistem ve demokratik iktidarlar.

Ama, bu dünyada ilk sosyalizm denemesi idi, sınıfsız toplumun ilk evresi sosyalizm’di eğer Marksist ilkelerden bilimsel sosyalizmden, enternasyonalizmden dünya işçilerinin birliğinden koptuğun anda kapitalizm’ de dönmek için hiç bir neden olmayacaktı.

Revizyonist, Oportünistlerin, sosyalizm döneklerinin yanlış poltikaları karşısında sosyalizm’i eriterek çürüttüler emperyalist-kapitalistlerle işbiriklerine gidilerek işçi sınıfına ve halka mesafe bırakılarak ihanet ederek 72 yıllık sosyalizm denemesini sesiz, sedasız döneklere, mafiya çetelerine  teslim ettiler.

Tarihte sosyalizm adına deneme ilk değildi. 1848 Paris Komünü iktidarı ilk deneme olarak 72 gün iktidarda tutunabildi, çünkü iktidarı sadece ele geçirmek yetmiyor burjuvazinin üretim ve devlet yönetiminide parçalamak gerekiyordu.

İşçi sınıfı iktidara hakim olmuştu ama, burjuvazinin fabrikaları, üretim araçları, devlet kurumları, ordu, polis burjuvazinin elinde bulunuyordu. 72 gün süren ilk sosyalizm denemesi burjuvazinin iktidarı kanla, ölümlerle yeniden eline geçirmiş oluyor ve tarihde sosyalizm ilk denemesi sonuncu yenilmiş oluyordu.

1917 Ekim sosyalist devrimi dünyada yeni bir çığır açarak emperyalist-kapitalist sisteme bir darbe vurarak burjuvazinin yenilmezliğini kırmış oldu. 

Ancak yukarıda saydığım gibi işçi sınıfını kanını dökerek kurduğu iktidara marksist ideolojiden teoriden süreç içinde uzaklaşarak uluslararası Komünist enternasyonaldan ve işçi birliğinden uzaklaşarak Fraksiyoncu revizyonist-oportünist anlayışların yanlış poltikası sonuncu 72 yıl süren sosyalist sistem döneklerin çabası sonuncunda Emperyalist-Kapitalist sistemden özdeşleşerek sesiz sedasız sonlanarak yerini gerici mafiya çetelerine teslim etmiş oldu.

Dünyada, emperyalist-kapitalist sistem devam ettikçe ezen ezilen sınıflar var oldukça insanlığın kurtuluşu yine sosyalizmde yine sınıfsız toplum olan komünist toplumda olacaktır.  

Sosyalist sistemin çözülüşü emperyalist-kapitalist sistemin iştahını kabartarak, sosyalist sistemin devam ederken Avrupa ve Dünya işçi sınıfına sus payı verdiği sosyal hakları bugün tek tek elinden aldığı gibi, ekonomik demokratik taleplerini dile getirdiği sendikal örgütlülüğü gün geçtikce yok olmaktadır.

’’Marks’ın söylediği örgütsüz sınıf köle sınıftır’’. Sözünü emperyalist-kapitalist sistem işçi sınıfının üzerinde yerinde uygulayarak sendika örgütlenmesini gün geçtikce yok etmiş durumda böylece işçi sınıfının Grev, direniş, toplu iş sözleşmesi veya kıdem tazminatı elinden alarak kendine karşı direnme gücünü kırarak ücretli köleler sınıfı yaratarak hiç bir hak alamaz duruma düşürmüştür.

’’ücretli emek sistemi sürüp giderken, eşit yada ädil emek ücreti istemek, kölelik sistemi temeli üzerinde özgürlük kurulmasını istemekten farksızdır. İşçi sınıfı şunu anlamalıdır: bugünkü sistemde mahkum edildiği olanca yoksulluğa rağmen, O, aynı zamanda, toplumu ekonomik bakımdan yenibaştan kurmak için gerekli maddi koşulları ve toplumsal biçimleri yaratmaktadır. Bu yüzden, bayrağına tutucu ’’eşit emeğe karşılık eşit aylık’’ şiarını değil, en devrimci şiarını yazmalıdır:’’Kahrolsun ücretli kölelik!’’ (K. Marks)

 ’’işçilerin hava ile beslenmeleri mümkün olsaydı, onlar, yine de sıfır fiyatla satın alınamayacaktı. Çünkü, bedava emek, matematik anlamda son noktadır. Ona yakınlaşmak her zaman mümkündür, fakat ulaşmak olanaksızdır. Kapitalin sürekli eğilimi, işçileri bu nihilist aşamaya indirmektir. (K. Marks Kapital)

’’burjuvazi, sadece kendisini ölüme getiren silahı yapmakla kalmamıştır, aynı zamanda, bu silahı kendisine karşı kullanacak olan insanları, yani çağdaş işçileri, proletaryayı da, yaratmıştır.’’ ( K. Marks, F.Engels: Komünist Partisi Manifestosu)

1980’lerden sonra uluslararası işçi sınıfını etkisizleştirmek için, işçi sınıfını böl parçala yöntemiyele bölmüştür.

Başta işyerlerinde ki, sendikaları işlevsiz hale getirerek büyük işyerlerinde örgütlenmelerini engellemek için ayrı firmalar adı altında bölerek işyerlerinde ki, işçileri kimsini teşeron firmalara devir ederek bir kısmınıda iş akitlerini fesh ederek işten çıkarıp tekrar işe yeni alınmış gibi göstererek yasalaradan kendi lehine işleterek ”Küresel Kapitalizm”dünyada ucuz işgücü cenneti yaratmıştır.

Buna birde teknolojinin gelişimi, makinelerin yenilenmesi ile birlikte iş gücü isdihamını azaltmıştır. Örneğin; 10, 20 işçinin yaptığı işi tek başına bilgisayar sistemi ile bir kişi yapmaktadır.

Kol emeğinin yerini gün geçtikce kafa emeği ve teknik kalifiye elamanlar yerini almaktadır. Kapitalizm insanın ihtiyacına göre değil tüketime göre üretim yasası ile tam bir tüketim toplumu olduğu için, kapitalistler insanın aç kalması veya işsiz kalması hiç umrunda değildir.

Sosyalist toplumun çözülüşü ile birlikte kalifiye ucuz iş gücü pazarı eski Doğu-Avrupa ülkeleri kapitalizmin ucuz işgücü cenneti olmuştur. Avrupa ülkelerinden fabrikalarını sökerek ucuz işgücü olan eski Doğu-Avrupa ülkelerine götürerek kısa zaman da orda fabrikasını kurarak ucuz işgücünden faydalanmaktadır. Kapitalizm yasası gereği artı-değer ve ucuz işgücüdür.

Daha olmazsa Afrika ülkelerinde dahi bir çok fabrika kurarak sendikasız örgütsüz ucuz işgücünden istifade edilmektedir.

Dediğim gibi Avrupa ülkelerinde ve dünyanın başka bir ülkesinde aynı işyerinde çalışan işçileri bölerek sendikasız sosyal hakları olmayan işçiler  teşeron firmalardan ucuz işgücünü işsizler ordusundan rahatlıkla temin edebilmektedir.

Günümüzde bırakın işçi sınıfının siyasallaşmasını, hak arama mücadele yapmasını işçi sınıfı işimi kayb ederim korkusuyla endişesiyle yaşamaktadır.

Bu durum da da var, olan sendikalı işçi sayısı günden güne eriyerek azalmakta var olan sendikalarda bırakın eskisi gibi Grev, direniş yaparak hak aramayı sürdürmeyi iş yerlerinde Toplu-iş sözleşmesi dahi yapmamaktadırlar.

Artık iş veren canı isterse  senede ne kadar zam yapacağını kendisi belirlemektedir. Yani işçi sınıfı tarihinin en kötü dönemlerini yaşamaktadır. Avrupa Birliğinde 28 milyon işsiz bulumaktadır.

Tabi bunlar Arbeitsamt dan işsizlik maaşı alanlar ya birde kayıt dışı kalanlarıda eklersen korkunç bir rakam ortaya çıkacaktır.

Avrupa ülkeleri gelişmiş kapitalist ülke olduklarında büyük göç almıştır, bu gerek ucuz iş gücü transferi, gerekse, ekonomik, siyasal anlamda büyük insan göçü aldığından bu kapitalist işverenlerin ve yabancı düşmanı faşist partilerin boy hedefi haline gelmiştir.

Sanki işsizliğin ve ülkede ki, tüm bunalımların sorumlusu olarak yabancılar, göçmen işçileri seçilerek ırkçılık, faşizm alabildiğince geliştirilmekte yer yer linç girişimleri ile yakılıp öldürülerek hedef tahtası durumuna getirilerek yerli işçiyi, yabancı işçiye düşman etmeye çalışmaktalar.

 Türkiye işçi sınıfı ve sendikaların durumu:

Türkiye işçi sınıfı tarihi Osmanlı döneminde cılız  bir işçi olarak gelişmesiyle beraber  Türk militer Cumhuriyetin kuruluşundan sonra devam eder.

Örgütsüz yapısı ta ki, 1952’de Türk-iş kurulmasıyla ve sendikal yasaların düzenlenmesi 1960 askeri darbesinden sonra Grev, direniş, Toplu-iş sözleşme yasası 1961 yasallaşır 1963’de tam olarak gerçekleşerek Türkiye işçi sınıfı hareketinde bir dönüm noktası olur.

1967’de DİSK kurulur. 1970 DİSK’e karşı gerçekleştirilen komplo girişimlerini boşa çıkarmak için, 14 Haziran direnişi başlar üç gün sürerek 15-16 Haziran direnişi olarak Türkiye işçi sınıfı tarihinde önemli işçi direnişlerden biridir.

12 Mart askeri darbesinden sonra işçi sınıfı hareketi önemili işçi direniş ve Grevlerini sürdürerek hızla gelişir hem sendikal örgütlülüğü diğer yandan da siyasal olarak Devrimci sosyalist hareketle bütünleşir.

1976’da ilk 1 MAYIS DİSK sendikası ve devrimcilerin öncülüğünde kutlanmaya başlar. Bu gelişmeden rahatsız olan ABD ve devlet CİA ajanlarının kontorgerilla işbirliği sonuncu 1977’de  1. MAYIS Miting alanı kana bulanarak onlarca devrimcinin işçinin yaşamını yitirmesine neden olunur.

1978 1. MAYIS mücadele günü milyonlara varan bir coşkuyla kutlanarak burjuvazinin provaksyonu boşa çıkmış olunur 1979, 1980 1. MAYIS eylemleride aynı coşkuyla kutlanmış olunur.

1980. 12 Eylül askeri darbesiyle tüm işçi sınıfına ve devrimci sosyalist hareketine darbe vurularak sendikalar ve tüm mesleki örgütler kapatılarak işçi sınıfına büyük darbe vurularak. İş verenlere gün doğmuş oluyordu. Türkiye işçi sınıfı Grev, direniş, toplu iş sözleşmeleri yasaklanarak  yeni bir dönem başlamış oldu.

İşte bu dönemden sonra Avrupa ve dünyada olduğu gibi Türkiye’de de taşeron örgütlenmeler işverenlere sigortasız, sendikasız, sosyal hakları olmayan iyi bir ücretli köleler topluluğu diğer yandan da emperyalizme bağımlı olduğundan.

İMF ve Dünya Ticaret ötgütünün, Dünya Bankasının ekonomik sıkboğazı sonuncu.

Türkiye işçi sınıfının ta ki 1989 Zonguldak Maden işçilerinin bahar eylemlerine kadar sesi soluğu çıkmaz edildi.

1990 1. Mayıs’ı Mehmet Akif DALCI’nın ölümü ile kana bulandı. 1991’de yine bir genç kızın yaralanması ile kana bulandı.

1993’de yasal olarak tekrar 1. Mayıs  kutlanmaya başlandı.

Türkiye’deki yaklaşık 16 milyon ücretli işçinin ancak 700 bini sendikalı ve toplu sözleşmelidir. Yaklaşık 1.5 milyon kamu çalışanı ve memur olduğu düşünülürse, geriye kalan 10. milyon işçinin sendikasızdır. Bu çalışan işçilerin çoğu aşağı yukarı 4.5 milyonuda sigortasızdır.

Türkiye ucuz işgücü cenneti haline ve işsizler ordusu haline getirildi. Resmi rakamlarda işsizliği ne kadar azalmış gösterselerde 15-20 milyon işsiz vardır. Çalışanlar yokluk ve açlık sınırında çalışmaktalar ama devlet ve hükümet pembe tablolar çizmeye devam ederken.

Türkiye AKP  faşizminin iktidarı ile ucuz iş gücü cenneti haline getirilmiştir 17 yıldır işyerlerinde sendikalar işlevsiz kılınmış, HAK-İŞ gibi sendikalara yer verilmiştir. İş kazaları ve iş cinayetleri her gün artmakta, kıdem tazminatı, ihbar tazminatlarıda son yasalarla kaldırılmaya çalışılmaktadır. İşsizlik fonu nasıl sermayeye ve bankalarını kurtarmaya çekilmişse! Bugünde Kıdem tazminatlarını ortadan kaldırmaya, yok etmeye çalışmaktalar.

Türk ve Kürd işçi sınıfının hali ortada ekonomik demokratik örgütü sendikalarda örgütlülüğü koca ülkede 700 bin

Bu mozaikin içerisinde bulunan Türk, Kürd, Ermeni, Çerkez, Laz, Arap işte işçi sınıfımız, işte halimiz ne hale gelmişiz. Marksizm bir ütopya değil eylem kılavuzu ilkesini kendimize rehber seçelim ki, sınıfı kucaklayabilelim.

’’Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş mücedelesinde ki, tutum ve davranışlarının teorik ifedesidir.’’ (F.Engels)

’’Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş koşullarını açıklayan bir öğretidir.’’ (F.Engels) .Bilimsel sosyalizm ilkeleri.

Ülkemiz son yerel seçimlerle Kürdistan’da ve Türkiye metropollerinde faşizme karşı bir direniş sergileyerek  geri adım attırmıştır. ”HDP”nin strajisi büyük önem kazanmıştır.  2015. 7. Haziran seçimleri gibi faşizmin savaşına, baskısına rağmen Kürd ve Türk halkları Kürdistan’da kayyımlardan yerel yönetimleri aldığı gibi metropollerde de başarı sağlayarak demokrasi güçlerinin zaferi faşizmi şaşkına çevirmiştir. Artık şunu bilmek gerekir. Devrimci hakların birliği sağlanmadan, toplumsal dinamiklerin birliği olmadan, faşizme karşı mücadele etmek için de toplumsal muhalefeti örgütlemeden faşizm yıkılmaz! Faşizmi yıkmak için herkese görev düşmektedir.

Yasasın 1 Mayıs İşçı sınıfının Bayramı! Biji Yek Gulan! Yaşasın Kürd Türk halklarının Mücadele Birliği! Yaşasın Sosyalizm! Savaşa, Soyguna Sömürüye, İş Cinayetlerine, Tecride Son.

29.4.2019
Mehmet Özcan

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

istanbul escort porno izle